Merak, Sorgu ve Ezber

Okul öncesi, ilköğretim, lise ve üniversite derken hayatımızın önemli bir bölümü eğitimle geçiyor. Küçük yaşlarda edindiğimiz bazı alışkanlıklar, hayatımızı uzunca bir süre meşgul eden eğitime ilişkin kabiliyetlerimizi belirliyor. Bu alışkanlıkların bir çoğunu ailemizden ve ait olduğumuz toplumdan ediniyoruz. Kuşkusuz, kalıplaşmış ve dogmatik bazı öğretiler, eğitim hayatımız sonrasındaki iş hayatımızın da kaderini belirliyor. Bu doğrultuda, geçmişten gelen en konvansiyonel alışkanlığımız ezbere dayalı eğitim alışkanlığıdır. Esasen bu konuda yapılan bazı araştırmalar ve toplumun önde gelen aydınları, ezber metodunun eğitimin neresinde ve nasıl yer alması gerektiği konusunda henüz fikir birliğine varmış değil. Örneğin İlber Ortaylı hocamız, ulusal bir gazetede verdiği röportajında bu konuyla ilgili görüşlerini, “Anlayarak değil ezberleyerek öğrenme olur, ezber eğitimin temelidir. Matematik de lisan da ezberlenir.” şeklinde ifade etmiştir. Bu sözler kuşkusuz ki doğru eğitimin teknik temelinin nasıl olması gerektiği ile ilgilidir.

21. yüzyılın başlamasıyla birlikte hayatımıza giren internet dünyası, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da bir çok değişikliği beraberinde getirmiştir. Kuşkusuz internetin en büyük avantajı, aradığımız bir çok bilgiye dünyanın dört bir yanından farklı kaynaklar aracılığı ile ulaşabilmemiz. Ancak tabi ki bu bilgilerin doğruluğunun kontrolünü elden bırakmamak ve her bilgiyi en temel mesnetlerine kadar sorgulamak da çok önemli. İşte tam bu noktada öğrenme tekniklerinin başında gelen ezber yönteminin yanı sıra, sorgulama eylemini de ayıca irdelemek gerektiğini düşünüyoruz. İnsan, hayatının her döneminde sorgulamalıdır ve sorgulamanın temeli olan merak duygusu, küçük yaşlardan itibaren ebeveynler tarafından teşvik edilmelidir.

Dünyaya geldiğimiz andan itibaren her şeyi merak ederiz, dokunmak ve tadına bakmak isteriz. Yazının başında da belirttiğimiz gibi içerisinde yaşadığımız toplumun bazı karakteristik özellikleri nedeniyle hayata merhaba dediğimiz andan itibaren sahip olduğumuz o merak duygusu törpülenebiliyor. İşte tam bu noktada ebeveynlere büyük bir iş düşüyor. Çocuğumuz neden? ne zaman? ve nasıl? gibi sorular sorduğunda usanmadan ve sıkılmadan cevap verebilmeli ve aklına takılan her şeyi sorması için onu teşvik etmeliyiz. İşte tam bu noktada çocukta meraka dayalı öğrenme isteği oluşacak ve aldığı cevaplar onda yeni ufuklar açacak. Yavrularımızın sorduğu sorulara vereceğimiz cevapların niteliği de bir o kadar önemli. Örneğin; çocuğumuza elinde tuttuğu nesnenin sadece makas olduğunu söylemektense makasın kağıdı kesebilen bir araç olduğunu uygulamasıyla birlikte göstermek daha faydalı olacaktır.

Kuşkusuz eğitim ve öğretim yıllarında kapsamı belli olan bir müfredat takip ediliyor. Muhakkak ki bu müfredatı hazırlayanlar konularında deneyimli eğitimciler. Bizim önerimiz ise okullarda çocukların hayal gücünü geliştirmeye yönelik farklı uygulamalar yapılması ve onları sürekli olarak sorgular ve merak eder hale getirmektir. Ancak bu şekilde küreselleşen dünyanın üzerinde tartıştığı konularda bir paydaş olabilir ve katkı koyabiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir